Yeme Bozukluğu

Modern hayatın fiziksel aktiviteyi azaltan konforu ve masa başında geçirilen saatlerin uzaması, yemeğin fast-food (hızlı tüketilen yiyecekler) tarzına kayması, fiziksel olarak atletik olmanın moda olması ile yaşamın konforu ile çelişen beklentinin yarattığı baskı sonucunda kilo neredeyse her bireyin gündemindeki bir konu olmaya başladı. Günümüzde İzmir yeme bozukluğu tedavisi vakalarında da sıkça karşılaşılan psikolojik bir yük olmuştur.

İzmir Yeme Bozukluğu Tedavisi

Yeme, doğumdan sonra insanın ilk edindiği davranış şekillerinden biridir. Yürümeden de önce yeme ile ilişkimiz başlar. Yeme davranışı, beynimizde ödül merkezi ve doyum merkezleri ile yürütülen bir işlevdir. Dolayısıyla bebekte yeme ve bu davranış esnasında oluşan duygular, hafızaya kaydedilen ilk bilgiler arasında yer alır. Yeme ve deneyimlenen duygular arasında güçlü bir bağ kurulmuş olur. Yeme bozukluklarının gelişiminde, yeme davranışının zihinde nasıl kaydedildiği önemli bir rol oynamaktadır.

Psikodramanın kurucusu L. J. Moreno’ya göre insan dünyaya “hazır bir benlik” ile gelmez. Benlik, hayatta edinilen roller aracılığıyla geliştirilir. Moreno’ya göre bir bebek için sınırlı dünya deneyimi içinde açlık, beslenme, bedensel rahatlama ve anne ile temas imkânı sağlayan “yeme davranışı” yalnızca biyolojik bir ihtiyaç değildir. Bebek acıkır, haz alır, sakinleşir ve güvende hisseder.

Yeme davranışı aynı zamanda ilk ilişkimiz, ilk haz kaynağımız ve ilk duygusal düzenleme alanımızdır. Yemek sadece doymak değildir; içinde sevilme eylemini barındırır. Anne sesi, ten teması, göz teması ve ritmik hareketler (ninni) hazza eşlik eder. Moreno’nun rol kavramına göre haz, duygu ve ilişki birleşimi, ilk rollerimizden biri olan “yeme rolü”nü tanımlar.

Yeme Davranışı ve Duygusal Düzenleme

Bu süreçte yemek; beynimizde haz alma, güvende hissetme, yatışma ve duygusal rahatlama ile birlikte kaydedilir. Yetişkinlikte duygusal olarak taşıyamayacağımız kadar yüklendiğimizde, yemeğin sık sık duygusal düzenleme aracı olarak kullanılması, erken dönemde edinilen yeme rolü ile ilişkilidir.

Üzgünken yemek, stresliyken yemek, yalnızken yemek ya da kendimizi ödüllendirmek için yemek, çoğu zaman açlık duygusu ile bağlantılı değildir. Modern dünya hem konforlu yaşam sunar hem de mükemmeliyetçi beklentileri bireyin üzerine yükler. Bu durum yoğun duyguların oluşmasına ve stresin artmasına neden olur.

Yemek duygusal yükü geçici olarak hafifletirken, beden ölçülerine yönelik beklentiler suçluluk hissini doğurur. Bu çatışma; aşırı yeme–kusma davranışlarının gelişmesine ya da ne kadar kilo verilirse verilsin yeterince zayıf olmadığına dair algısal bozukluklara yol açabilir.

Beden Algı Bozukluğu Nedir?

Yeme bozukluklarının ve beden algı bozukluklarının başlangıç yaşı genellikle ergenlik dönemine denk gelir. Ergenlik, bireyin kimlik oluşturduğu bir dönemdir. L. J. Moreno’ya göre ergenlik, rol repertuvarımızın patlayıcı biçimde genişlediği bir süreçtir.

Çocuklukta sınırlı rol edinme imkânı varken, ergenlikte beden hızla değişir ve sosyal alan genişler. Akranlar, toplum ve rol modellerin etkisi artar. Moreno’ya göre ergenlikte edinilen roller hâlâ büyük ölçüde beden üzerinden gelişir.

Bu nedenle beden yalnızca “beden” değildir. Kimliğin vitrini, kabul ve dışlanma ölçütü, utancın ya da gururun kaynağıdır. Ergenlikte dış görünüm, bireyin kendini değerli ya da değersiz hissetmesini belirler. Bu süreçte bir “bedensel algı rolü” oluşur.

Yeterince onaylayıcı geri bildirim alınmadığında beden bir çatışma alanına dönüşür. Yemek, bu noktada kimliği düzenleyici bir araç hâline gelir. Özellikle İzmir Bayraklı yeme bozukluğu tedavisi vakalarında bu kimlik–beden çatışması belirgin şekilde görülmektedir.

Yeme Bozukluklarının Psikodinamik Temeli

Ergen birey temelde şu sorulara yanıt arar: “Bu roller benim mi?”, “Bana dayatılan roller hangileri?”, “Bedenim bu rollerin neresinde?”

Bu dönemde “Ben kimim?” sorusundan çok, “Bu bedenle ben kimim?” sorusu ön plandadır. Beğenilen beden, ideal beden ya da reddedilen beden, benliğin bir parçası olarak algılanır.

Yeme bozuklukları, dış görünüm kaygısı ve yetersizlik hissi çoğu zaman birlikte görülür. Moreno’ya göre yeme bozukluğu, çözümlenememiş rol çatışmalarının bedene taşınmasıdır. Haz alma isteği ile kontrol etme ihtiyacı, beğenilme arzusu ile kendin gibi olma isteği arasında yoğun bir çatışma yaşanır. Bu çatışmanın sahnesi bedendir.

Yeme Bozuklukları Türleri

  • Anoreksiya Nervoza: Bireyin yeme davranışını sağlığını tehdit edecek düzeyde kısıtlamasına rağmen kendisini asla yeterince zayıf algılamamasıdır. Aşırı kontrol ihtiyacı vardır. Adetten kesilme, dehidratasyon, böbrek fonksiyon bozuklukları, elektrolit dengesizlikleri ve kalp ritim sorunları görülebilir. Ağır vakalarda ölümle sonuçlanabilir.
  • Bulimiya Nervoza: Yeme kısıtlamalarını takiben gelişen aşırı yeme atakları ve ardından kusma, laksatif ya da diüretik kullanımı, aşırı egzersiz gibi davranışlar görülür. Yemek borusunda yırtıklar, diş yapısında bozulmalar ve elektrolit dengesizlikleri oluşabilir.
  • Binge (Tıkınırcasına) Yeme Atakları: Duygusal yatıştırma amacıyla kontrol edilemeyen yeme ataklarıdır. Genellikle yoğun stres ve kaçınılan yüzleşmeler sonrasında ortaya çıkar.
izmir bayraklı yeme bozukluğu tedavisi
izmir bayraklı yeme bozukluğu tedavisi

Yeme ve Beden Algı Bozukluklarında Medikal Tedavi

Fiziksel sağlığın tehdit altına girmesi, kendine zarar verme isteği ya da depresif belirtilerin eşlik etmesi durumunda medikal tedavi gereklidir. Hızlı kilo kaybı, elektrolit bozuklukları, kardiyak riskler ve hormonal düzensizlikler medikal müdahaleyi zorunlu kılar.

Yeme bozuklukları, obsesif düşünceler ve kompülsif davranışlar ile benzer bir kısır döngü yaratır. Medikal tedavi algısal çarpıklıkları gevşetirken, psikoterapi dönüşümü destekler.

İzmir Bayraklı’da Yeme Bozukluğu Tedavisi

Yeme bozukluğu ve beden algı bozukluğunda siyah–beyaz düşünme, yüksek standartlar, koşullu öz-değer ve felaketleştirme eğilimleri yaygındır. Bilişsel davranışçı terapi ile farkındalık ve bilişsel yeniden yapılandırma sağlanır.

Psikodrama grup çalışmaları, bireyin yeme ve bedenle ilgili katı rollerini gözlemlemesine, kendine yönelik yargılayıcı tutumu fark etmesine ve öz-şefkat geliştirmesine yardımcı olur. Böylece “mükemmel ben” yerine, esnek ve kendini destekleyen bir benlik anlayışı gelişir.

Randevu Al

Adres

Mansuroğlu mah. 1593/1 sok. No 22 DAİRE 1 A1 Blok Toki Bayraklı / İzmir

Telefon

0 532 350 28 28

Email

info@drolgagokbulut.com
olgagokbulut@gmail.com

Olga Gökbulut - DoktorTakvimi.com

İzmir Psikiyatri