Ana SayfaBlogDeğişim Psikiyatri

Değişim Psikiyatri

değişim → an → belirsizlik → temas → benlik →akışta kalma ve esneklik üzerine

Değişim, zamandan bağımsız bir olay değil; anın doğasında var olan sürekli bir harekettir. İnsan değişimi gelecekte yaşanacak bir kırılma gibi algıladığında, “şimdi ve şu-anda” ile olan temasını zayıflatır. Oysa değişim yalnızca şimdiki anda vardır; çünkü an, kendi içinde her defasında yeniden şekillenir. Deneyimlenen ancak fark edildiği anda dönüştürülür.

Anda olmak, zamanı dondurma ya da durağanlık çabası değildir. Anda olmak, anın sürekli yenilenen akışına “bilinçli katılabilme” hâlidir. Bu katılım, olanı sabitlemeye çalışmakla değil; olanın geçiciliğini kabul edebilmekle mümkün olur. Değişimi red eden zihin anı kaçırır; değişimi fark eden zihin ise anın içinde kalır.

Bütünlükçü psikoloji yaklaşımı, bu “şimdi ve burada” da kalışı bilinçli farkındalık olarak tanımlar. Bilinçli farkındalık; düşüncenin, duygunun, bedensel duyumun ve çevresel temasın aynı anda algılanabildiği canlı bir hâlidir. An, bu temasın kurulduğu yerdir. Temas kesildiğinde benlik daralır; temas kurulduğunda ise benlik genişler ve kendini yeniden organize etmeye başlar.

Anda kalabilen kişi, deneyimi kontrol etmeye çalışmak yerine onu fark eder. Bu fark ediş iyileştiricidir. Çünkü kişi ne hissettiğini, nerede zorlandığını ve neye ihtiyaç duyduğunu anın içinde ayırt edebilir. Terapi dilinde bu, benlik ile temasın spontane kurulmasıdır. Temas kurulduğunda değişim zorlanmadan ortaya çıkar; itilmeden, doğal ritmiyle akış içinde kendiliğinden ilerler.

Belirsizlik, bu “anda kendim” ile temas alanının kaçınılmaz zeminidir. Çünkü an, tamamlanmış değildir; her ortaya çıktığında içinde bilinmeyeni taşır. Bu nedenle belirsizlik bir tehdit değil, hareket alanıdır. İnsan belirsizlikle yüzleştiğinde kontrol etmeye yöneldiğinde sertleşir; uyumlanmayı seçtiğinde ise esnekleşir. Terapötik bakış, belirsizliği ortadan kaldırmayı değil; bilinmeyenle birlikte kalabilme kapasitesini güçlendirmeyi amaçlar.

Değişmeyen bir formda kalmak değil; her deneyimde kendini yeniden yaratabilme kapasitesi önemlidir. Anda olmak, bu kapasiteyi canlı tutmaktır. Belirsizlik ise bu canlılığın kaçınılmaz alanıdır. İnsan anda kaldığında suya benzer. Su gibi esnek olan insan, bu alanın içinde kaybolmaz; aksine, kendini sürekli yeniden tanır. Belirsizliği bastırmaz; onunla birlikte hareket eder. Değişimi zorla hızlandırmaz ya da durdurmaz; değişimin ritmini hisseder. Bu ritimle uyumlandığında, hayatın sunduğu her yeni hâl bir tehdit olmaktan çıkar ve bir geçişe dönüşür.

Esneklik burada zayıflık değil, temasın sürekliliğidir. Su bu hâlin en yalın ifadesidir. Su, ne ilerlemekte ısrar eder ne de geri çekilir. Akışın gerektirdiği hızda akar, önüne çıkan biçime göre yönlenir. Kabın şeklini alması özünü kaybetmesi değildir; aksine, varlığını her koşulda sürdürebilme becerisidir. Su, değişime karşı durmaz; çünkü değişimin kendisi olduğunu bilir.

Gestalt terapi dilinde su, “figür ve zemin” arasında esnek bir ilişki kurar. Temas ettiği yüzeyi hisseder; sertliğe sertlikle karşılık vermez. Gerektiğinde geri çekilir, gerektiğinde yayılır. Bu esneklik, benliğin dağılması değil; benliğin her yeni durumda kendini yeniden düzenleyebilmesidir.

Benlik, sabit ve değişmez bir yapı değildir. Benlik, temas anlarında şekillenen canlı bir organizmadır. İnsan değişimi tehdit olarak algıladığında benliğini katılaştırır. Katı benlik belirsizliğe dayanamaz. Oysa bilinçlilik arttıkça benlik yumuşar; esnekleşir fakat sınırlarını kaybetmez. Esneklik değişime izin vermeyi kolaylaştırır. Bu psikolojik sağlamlığın temelidir.

Ve temas sürdükçe an genişler.
An genişledikçe benlik nefes alır.
Benlik nefes aldıkça değişim,
bir tehdit olmaktan çıkar
ve hayatın doğal dili hâline gelir.

Randevu Al

Adres

Mansuroğlu mah. 1593/1 sok. No 22 DAİRE 1 A1 Blok Toki Bayraklı / İzmir

Telefon

0 532 350 28 28

Email

info@drolgagokbulut.com
olgagokbulut@gmail.com

Olga Gökbulut - DoktorTakvimi.com

İzmir Psikiyatri